3.6 milyarlık bedelli parası na…

CHP’li vekil Akif Hamzaçe…

Hazine Bedelliye Muhtaç!!!

Bedelli askerlikten yılda…

BDDK’dan taksit düzenlemesi…

Bankacılık Düzenleme ve D…

Bakın Araziler Neden Ekilmiyormu…

CHP Niğde Milletvekil…

Ulusal Tarım Programı Tezgahı Te…

Tarım Kredi Kooperati…

«
»
TwitterFacebookPinterestGoogle+

Tosgeb Başkanı Aydın: “Solucan gübresi işi bir titan zinciri değildir.”

Kartal Belediyesi Çevre Dairesi, 16 Aralık 2017 Cumartesi günü, 10.00-15.00 anı arasında Solucan Gübresi konusunda bir bilgi şöleni gerçekleştirdi. Başlangıçta bir çalıştay biçiminde düşünülen buluşma, yoğun dinleyici talebi gelmesi üzerine geniş bir salona taşınarak bir bilgi şölenine dönüştürüldü. Etkinlik iki ayrı oturumda ele alındı. Oturumu Çevre Dairesinden Çevre Denetim ve Kontrol birimi Yönetmeni Dr. Dilek Kars yönetti. Şölende her katılımcı 15-20 dakikalık bir süre içinde seçtiği konu hakkında bildiklerini dinleyicilere aktardı.

KARTAL – Kartal Belediyesi Çevre Dairesi son bir yıl içinde sıradışı bir eğilimle genişleyen Solucan gübresi iş kesimini bir araya getirerek geniş katılımlı bir bilgi şöleni düzenledi. Bilgi Şöleni Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezinde gerçekleşti. Şölene 24 ilimizden 437 dinleyici katıldı.Bilgi şöleninde konuşmacıların sunumları işitme engellilerinin de olan biteni öğrenebilmesi için anında işaret diline çevrildi. Şölende Tosgeb – Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Derneği Kurucu Başkanı Antropolog Rasim Aydın’da katılarak Türkiye’de Solucan Gübresi üretimi ve bu alanda girişimcilik üzerine konuştu.

Bilgi şöleni bir günde ve iki ayrı oturumda tamamlandı. Konuşmacıların sunumlarına zaman/zaman dinleyicilerden de sorular ve katkılar geldi. Bilgi şölenine Kocaeli ilinden ve Gebze ve Kandıra ilçelerinden solucan gübresi üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği gözlemlendi. Bazı üreticilerin ürünlerini tanıtmak için dinleyici salonunun dış koridorunda alan kiralayarak tezgah oluşturduğu gözlendi.

Katılımcılar, koşulsuz ve kontrolsüz biçimde; hem yatay, hem de dikey olarak her gün kapsamını genişleten ve adeta bir titan zincirine dönüşen Solucan gübresi üretimi konusunu tartışmaya açtığı için Kartal Belediyesi, Çevre Dairesi’nden Çevre Denetim ve Koruma Yönetmeni Dr. Dilek Kars’a ve onun bu önerisini kabul ederek programın gerçekleşmesini sağlayan Belediye Başkanı Tıp Operatörü Doktor Altınok Öz’e teşekkür ettiler.

Bilinmesinde yarar var ki, Kartal belediyesi Çevre konusunda sürdürülebilir bir duyarlılık gösteriyor. Atıkların çevresel etkilerini ortadan kaldırmak için geri dönüşüm projeleri üretiyor ve tartışmaya açarak kamuoyu duyarlılığını artırmaya çalışıyor. Solucan Gübresi konusundaki karışıklığı ve karmaşayı ortaya çıkarmak ve çözümüne katkı sağlamak için planlanan Solucan Gübresi Çalıştayının yoğun ilgi görmesi üzerine ilçedeki Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’ne taşınarak bir bilgi şölenine dönüşmesi de belediyenin ulusumuzun nabzını yakından gözlemlediğini gösteriyor.

Bilgi şöleni Cumartesi günü saat 10:30 da Dr. Dilek Kars’ın konuşması ile başlatıldı. Solucan Gübresi üretimi ile ilgili genişletilmiş ve kapsamlı ilk tartışma olmak özelliğine sahip bilgi şöleninin açılışını yapan Dr. Dilek Kars Kartal Belediyesi’nin 2013 yılında Kartal Fen Bilimleri Okulu ile birlikte bir Solucan Gübresi Üretim programı başlatarak bu alandaki ilk projelerini hazırladıklarını ve zaman içinde bunun ölçeğini yükseltmek için solucan gübresinin ülke toprakları için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak çalıştay düzenlemeye karar verdiklerini ancak dinleyici talebinin beklenmedik artışı karşısında bu girişimi bir bilgi şölenine dönüştürmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Bilgi şöleninin açılışına Belediye Başkanın başka bir anma dolayısıyla gecikeceğini ifade ederek kısa bir konuşma yapan Başkan Yardımcısı Gülcemal Fidan ise etkinlik hakkındaki genel düşüncelerini ifade etti. Bilgi şöleninde Türkiye’nin her yanından gelen 437 dinleyici vardı. girişimciler, yatırımcılar üreticiler bilimciler, ve Sivil Toplum örgütü temsilcileri ile meraklılar da bilgi şölenine yoğun ilgi gösterdiler.

Kimyasal nitelikli minerallerin topraktaki zararlı yan etkilerini ortadan kaldırmak için Solucan Gübresi yeni bir seçenek…

Doktor Dilek Kars, solucan gübresinin kullanımının arttığını ve besinlerin değerini azaltarak toprakları kirleten kimyasal gübrelere karşı bir alternatif olduğunu vurguladı. Kartal Belediyesi’nin bugüne kadar talep eden yüzlerce vatandaşa solucan yemi ve Solucan gübresi sistemi sağladıklarını aktaran Kars, bu konuda hem bire/bir, hem de öbekler oluşturarak eğitim programları yürüttüklerini ifade etti.

İlk Oturumda Zonguldak’ taki, Bülent Ecevit Bilim Okulu Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Tosgeb -Türkiye Solucan Gübresi üreticileri Derneği Bilim kurulu üyesi olan biyoloji Doçenti Doktor Ersöz Gonca sunum yaptı. Solucan gübresi üretiminde özellikle tercih edilen Eisenia Foetita’nın adının kaynağı, fiziği, dokusu, organları, yaşam biçimi ve verimliliği hakkında derlediği bilgileri dinleyicilere aktardı. İsveçli biyoloji Profesörü Doktor Eisenia Gustov’un teşhis ettiği ve onun adı ile anılan Eisenia Foetita adlı solucan çeşidini tüm yönleri ile anlattı. Solucan gübresini ev ortamında bile üretilebileceğini dile getiren Bülent Ecevit Üniversitesinden Doç. Dr. Ersöz Gonca yıllardır bilinçsizce kullanılan kimyasal gübrelerin yan etkileri sonucu toprakların organizmalarını kaybettiğini bununda verim kayına neden olduğunu ileri sürdü. Doçent Doktor Ersöz, “Tüm halkımızın solucan gübresi üretimi konusunda seferber olması beni çok memnun ediyor, Herkes ihtiyacı olan solucan gübresini evinde bile üretebilir dedi.

Doçent Doktor Gonca’nın ardından Solucan Gübresi İşletmecileri Derneği Başkan Yardımcısı Dursun Yaz; kırmızı solucan ve kırmızı solucan gübresi üretimi, solucan gübresi çayı üretimi ile ilgili bilgi verdi.

İlk oturumun son konuşmacısı ise ev ve işyeri ortamında solucan gübresi yapımını anlatan Pınar Yüce oldu. Birinci oturumdaki diğer konuşmalar bilimsel temelden yoksundu.

Öğleden sonra gerçekleşen ikinci oturum tamamen bilimsel temelde sunumlar içeriyordu. Bu bölüm katılımcılarının beğenisini kazandı.

İkinci oturumun İlk konuşmacısı Ekosal Tarım ve Hayvancılık Ortaklığının sahibi Burçin Karababa oldu. Karababa’nın bu iş kesimine giriş öyküsü dinleyicilerin ilgisini çekti. Bir anne olarak çocuğuna organik sebzeler hazırlamak için bu iş ile tanıştığını ve yaşadıklarını aktaran Karababa aşama/aşama işi nasıl büyüttüğünü de anlattı.

Solucan gübresi ticaretini Biyolog Osman Şen anlattı.

Karababa’nın ardından Biyolog Osman Şen söz aldı. Konya’nın Karatay ilçesinde geçen yıl organik tarım ve bitki besleme ürünleri üzerine Soloverm adlı ortaklığı kurduğunu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi mezunu genç bir girişimci olarak solucan gübresi üretimine adandığını ve bu alanda bilimin rehberliğinde ilerlediklerini söyledi. Şen konuşmasında Türkiye’de genel olarak hiç kimse eğitimini aldığı işi yapmaz, ancak ben eğitimini aldığım işi yapıyorum, toprak solucanları üzerine ülkemizdeki tek yazılı kaynak olan ‘Toprak Solucanları’ adlı kitabın da yazarı olan Doçent Doktor Mete Mısırlıoğlu’nun öğrencisiydim. Biyoloji bölümünü bitirdim ve bilimsel çalışmalara geçtim. Şu anda ana bilimsel çalışmalarımı da aynı konuda sürdürüyorum” dedi. Biyalog Osman Şen dinleyicileri 2018 yılının Mart ayında açacağı tesisinin açılış törenine katılmaları için ayrıca davet etti.   Şen’in sunumundaki tüm görseller başkalarından elde edilmiş kolajlar değil, doğrudan kendi çalışmalarından elde idilmiş malzemeydi.

Türkiye Solucan Gübresi üreticilerini kapasite bakımından en büyüğü olan Tekirdağ’daki Riverm Limited’in Sözcüsü ve Tarım Mühendisi Güler Cebbar’da katılımcılar arasındaydı Bayan Cabbar, Solucan Gübresi üretiminde “Sorunlar ve Riskler” başlıklı bir sunum yaptı. Cabbar temsil ettiği Riverm Limited’in Solucan Gübresinin sürdürülebilir üretimi için kendi geliştirdiği sürekli akış sistemi ve diğer destekleyici makinelerin patentine de sahip olduğunu ifade ederek, Bu konuda 6 yıl içinde önemli bir bilgi elde ettiklerini ve bu bilgiyi solucan gübresi üreticilerine açtıklarını ifade ederek, “tüm üreticilerin aynı kalite ve nitelikte üretim yapabilmeleri için üreticiler arasında işbirliğinin geliştirilmesine ihtiyaç var” dedi.

Bilgi şöleninin son konuşmacısı Tosgeb – Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Derneği Başkanı Rasim Aydın oldu: Aydın söylevine başlarken; “ülkemiz sürekli olarak bir terör tehdidi altında yaşıyor. Geçmişten günümüze yaşanan onca savaşlarımız var. Onun için türkülerimiz gamlı, Bu topraklarda yaşamanın bedeli ağır. Bu yüzden sürekli şehit oluyoruz, Gazi oluyoruz, Kahraman oluyoruz. Bugün burada güven içinde toplandık. Çünkü bizim güvenliğimiz için şehit olanlar var. Düzenleyici kuruldan bir ricam var. Bundan sonraki toplantılarda şehitlerimiz adına bir dakikalık saygı duruşu eklerlerse memnun olurum. Onlar biz güvende olalım diye öldüler. Biz onlar için bir dakika saygı duruşunda bulunmuşuz ne çıkar” dedi.

Aydın’ın bu sözleri salondaki dinleyicilerden uzun süre alkış aldı.

Aydın gündemle ilgili konuşmaya şu sözlerle başladı. Türkiye’de solucan gübresi üretimi sorununu çözmek için ocak ayından beri devleti arıyoruz. Bugün Kartal’da bulduk. Pek çok başkanın kapısında nöbet tuttuğumuz günler de oldu ama bugün buraya tam tersine davetli olarak geldik. Bize mükemmel bir salon da hazırlamışlar. Buradaki tüm katılımcıları, bu duyarlı Çevre Dairesi ve Belediye başkanını, Operatör Doktor Altınok Öz’ü alkışlamaya davet ediyorum” dedi. Bu davet üzerine dinleyiciler uzun süre başkanı ve ekibini alkışladılar.

Solucan Gübresi Üretimini Henüz Bilmiyoruz

Değerli dinleyiciler, son konuşmacı olarak önünüze çıkmayı bu bilgi şöleninin düzenleyicilerinden özellikle istedim. Toplantının birinci ve ikinci oturumundaki sunumlar arasında farkı görmüşsünüzdür. Bu farkların nedeni bu salondaki katılımcıların bir bölümü bu işi Google ortamındaki yalan yanlış bilgilerden öğrendi. Bir bölümü ise bilimle öğrendi. Doğal olarak yalan yanlış bilgilerin bilim önünde bir hükmü yoktur. Ancak üzücü olan şu ki, yalan yanlış bilenler üretiyor. bilim ise ürettiği bilgiyi raflarda eskitiyor. Halbuki, gübreye para veren halkımız satın aldığı ürünün gübre olup olmadığını teşhis edecek donanıma sahip değil, Yani halkımız niteliğini bilmediği şeyi fonluyor. Ancak Solucan gübresi ürettiğini söyleyen bizim iş kesimimiz kendisine gerçek bilgileri sağlayacak olan Bilim okullarına uğramıyor, bilimcilerimizin bilgilerinden yaralanmıyor. Onlara kuruş koklatmıyor. Birkaç denetlenmiş ve onaylanmış eşletmeyi ayrı tutarak şunu söylemeliyim ki biz Solucan gübresi üretmeyi bilmiyoruz.

Burada birbiriyle çelişen bilgilerin ortaya çıkması. Bilenle bilmeyenin çelişkisidir. Bilmememiz aslında normaldir, çünkü solucan gübresinin üretimi Türkiye’de çok eski değildir. Ancak normal olmayan bilmeyenlerin bilmek için bilim okullarına yönelmek yerine bedavaya getirmek için Google ortamında doğrulanması olanaksız yazıları kaynak olarak alıp buna göre iş yapmasıdır.

Türkiye’de solucan gübresinin üretiminin bu kadar yaygınlaşmasında ve sizlerin de bu konuya ilgi duymanızda Sanıyorum Burçin Karababa’nın önemli bir yeri var. Çünkü bu işi ülkemizde yayılmasına neden olan odur. Ancak bu gerçekliğe rağmen bu işe yeni girenlerin onu hafife alan ve ona Akbaba sıfatını yakıştıranları da üzüntü ile izliyorum. Bizim önemli bir atasözü vardır. “Kralsın demişler, önce babasını kesmiş” İnsanı insan yapan değer saygı ve sevgidir. Bu tür hakaretlere varan tartışmaların mimarlarına insaf diyorum. Geçmişini bilmeyenin geleceği olabilir mi?

Bildiğiniz gibi Burçin hanım 14 yıldan beri bu işin içinde ancak binlerce üretici yoktu.. bu üreticiler meraklılar bir anda nerede türedi ve büyüdü? Bunun nedeni topraklarımızdaki ağır metal artışının fark edilmesidir. Bu son üç yıl içinde yaşanmıştır. Sanırım bu aşığı eğilime Burçin hanımda şaşırıyordur.

Topraklarımızdaki Ağır Metal “Alzheimer ve Kanserin tetikleyicisi,,,

Türkiye’de toprak yapısıyla ilgili sorunlar yaşanmaya, çok ciddi hastalıklar ortaya çıkmaya ve hastane sayısı da her geçen gün artmaya başladı. Bunun bir nedeni de ağır metal iyor olmamızdır. Topraktaki ağır metalleri organizmalar parçalar ve bu ağır metallerin bitkiye geçmesi önlenir. Bir anlamda bu organizmalar bizi tehlikeden koruyan birer dosttur. Fakat kimyasal nitelikli gübrelerin bilinçsiz kullanımı ve orantısız kullanımı topraklarımızda bir çökme yaşanmasına neden oldu.

Bilimcilerimiz kendi meslek disiplinlerine göre bunun nedenler üzerine çalışmalar yapıyorlar. Bunlardan birisi de toprak bilimi üzerine Prof.Dr.Ayten Namlı’ tarafından yapılan bir çalışmanın sonuçlarıdır. Kendisi toprakta yüzde iki oranında ağır metal tespit ediyor. Bunun Alzheimer, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın tetikleyicilerinden olduğuna dair bilgileri var. Bu yüzden elde ettiği sonucu üst birimlere rapor ediyor.

Ardından durum Bakanlığa rapor ediliyor ve Bakanlık da durumu öncelikle dikkate alıyor. Çünkü halk sağlığı her şeyin önündedir. Bakanlık Başbakan’a, Başbakan Cumhurbaşkanı’na aktarıyor ve bir anda bu bilgi silsile ile en süt makama kadar ulaştırılıyor. Bunun sonucu olarak da toprakların ağır metalden aynı şekilde nasıl arındırılabileceği tartışıldığında toplantıya katılan bilim insanlarımız bunun ancak ve ancak toprağın organik madde yönünden yeniden beslenmesiyle mümkün olacağını söylüyorlar.

O aşamalar yaşanırken solucan gübresiyle ilgili basında yer alan haberler gündemi oluşturuyor ve bu sorunun solucan gübresiyle veya diğer organik maddelerle çözülüp çözülemeyeceğine dair gündem oluşuyor.

Cumhurbaşkanı’nın Karadeniz Bölgesi’nde çayla ilgili olarak iki bin hektar alanı organik gübreyle besleyeceklerine dair açıklama yapması bir anda toplumun ilgisini de bu yöne çekiyor.

Google ortamına girenler de insanlara yüksek gelir kazandıracağına dair beyanatları da görünce, denetleme durumu olmadığından da dolayı insanlar bu yöne, ‘Evet bundan para kazanabiliriz. İşi gücü bırakalım. Zaten emekli olunca kırsal bir alanda yaşayacaktık’ deyip büyük bir kesimin bu alana ilgi duymasına neden oldu.

Ancak şöyle bir sorun var. Ne Cumhurbaşkanı Organik gübreye geçtik dese de tarım üreticisini ne böyle bir bilinci var nede ona yeterli arz sağlayacak bir solucan gübresi üreticisi var. Durum böyle olunca bunun bir şekilde hukuki olarak düzenlenmesi, ürünün adlandırılması ve sınıflandırılması, nasıl üretileceğine dair detayların bilimsel temelde ele alınması önemli bir sorun olarak ortaya çıktı.

Derneğimizi Solucan Gübresi Üretiminin Bilimsel Temelde Ele Alınması ve Hukukun Olması İçin Kurduk

Türkiye Solucan Gübresi üreticilerinin işbirliğini geliştirmek, bilgi üretmek ve bunu yaymak ve nitelikli gübre üretmenin yöntemlerini geliştirip kullanıma sunmak için Lisanslı ve lisanssız üretim yapan üreticilerin ortaklığında kısa adı Tosgeb olan Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri derneğini Ocak ayının 7’ sinde kurduk.

Google ortamındaki bilgilere bakarsanız. Bu iş bir iş kesimi değil, sanki akşamdan sabaha sizi zengin edecek bir şans topu, kumar bile değil. Çünkü kumarda bile iki seçenek var, kazanmak ve kaybetmek. Halbuki Solucan gübresi üretiminde ise kat/kat kazanç vaad ediyorlar. Tabi bu bilgileri görenler; bende para kazanmak servetimi katlamak istiyorum diye bilinçsizce bu işe dalıyorlar.

Zaten hiçbir yasal kaydı olmayan gübreden para kazanırım umuduyla bu işe girmiş pek çok kişi üretip gübre diye yığdığı ancak alıcı bulamadığı ürünü ile beklerken, gübre yerine kendisinden solucan satın almak isteyen bir telefon geldiğinde tüm tembelliğini üzerinden atıp elindeki solucanları bari satıp para kazanayım diye bir yola giriyor. Bir süre sonra talep arttıkça gübre için kurulan iş bir anda solucan üretip satan başka bir işletmeye dönüşüyor. Bunu ise fiyat rekabeti izliyor.

Tabi lisanslı üreticiler çok önemli. Çünkü onlar gerçekten gübre üretmek için yola çıktılar. Para kazanmadan ömürlerini bu alanda tükettiler. Şimdi bu işin başlangıcı olmasa bile ilklerinden olan Burçin Hanım burada aramızda, Hatta derneğimizin de kurucu üyelerindendir.. Ona soralım. yaşamınızın 14-15 yılını bu yolda harcadınız. Henüz yatırımlarınızı tamamlayıp para kazanmaya başladınız mı? Büyük olasılıkla hayır diyecektir. İşte gerçek budur.

Bu kadar emeği hangi işe verirseniz verin zaten karnınızı doyuracak kadar para kazanmaya başlarsınız. Sokakta limon da satsanız aylık 3-4 bin TL kazanmanız olanaklı.

Bizim ilk işimiz derneği kurarken aynı anda birde bilim kurulu oluşturmak oldu. Hatta bazı bilimcilerimiz derneğimizin doğrudan kurucu üyesi.

Değerli dinleyiciler gerçekten solucan gübresini doğru ve nitelikli üretmek ve sürdürülebilir bir işletme oluşturarak bunu denetlenebilir hale getirmek büyük olaydır. Burçin Karababa ruhsat alma sürecinde de çok ciddi sıkıntılar yaşadığını iş kesimimizdeki çeşitli sohbetlerden dinlediğim kadarıyla biliyorum.

Çünkü Bakanlığın kapısını çaldıklarında solucan gübresini bilen yok. ‘Böyle bir gübre mi var, aaa nereden çıktı diyenler’ var. Biz onun için derneği kurarken sığır bokundan başlayarak işimizin gerektirdiği tüm disiplinlerinde sağlıklı bilgiye erişim için bilimcilerimizi bir araya getirdik.

O dönemde bilimcilerimizin de yeterli bilgisi yoktu, çünkü bu alana odaklanıp çalışmış değiller. Bizim halkımız cahil olduğundan bilimci dendiğinde sanki mucize bekliyor her şeyi bilmesini bekliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kişi her konuda konuşuyorsa o genel olarak bilgiden değil bilgisizliktendir. Bilen insan konuşmaya korkar.

Yaşamda neye odaklanırsanız onu bilirsiniz. Tarım Mühendisliği kendisini piyasadaki talebe göre odaklar. Solucan gübresi talebi olmadığına göre de mühendislerimizin bu alana ilişkin geçmişte derin çalışmalar yapmış olmasını bekleyemeyiz.

Kurulumuzda 12 bilimci var. Bir bölümü ile gece gündüz çalışırken diğer bir bölümü ile henüz çalışma sırası bile gelmedi. Her aşamayı tek/tek çalışmamız gerekiyor. Yaşam mucize değildir. Sürekli ve planlı çalışmaktır.

Bilim kurulumuzdan Biyoloji doçenti Doktor Ersöz Gonca işi temelden aldı ve solucan gübresi üretmenin temel dayanağı olan işçi solucanın kimliğini ortaya koydu

Türkiye’nin Solucan Gübresi Adlı Ticari Bir Ürünü Yok

Bunların dışında bir de işin hukuki boyutu var tabi. Hukuki olarak Türkiye’nin solucan gübresi diye adlandırılan ve ana kütüğe kaydedilmiş ve kod verilmiş ticari bir ürünü yoktur. Bu şu anlama gelir. İşimiz bu an için yok hükmündedir. Bunun yansıması şöyle olur. herhangi bir kuruma ticari destek için başvurduğunuzda memur listeyi eline aldığında solucan gübresi biçiminde bir ürün adı görmeyecektir. Kısacası sizi ve talebinizi reddedecektir.

Bu Konu Bir Titan Zinciri Değildir

Biz de akla gelebilecek tüm detayları üzerinden konuya yaklaştık. Tabi ki bir toplumun tamamının solucan gübresi üretmesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin Ticari karşılığı da olmaz, yaptığımız işin ekonomi için katma değeri sıfır hale gelir.

Bütün arkadaşlara şunu söylemek istiyorum: Bu konu bir titan zinciri değildir.

Bu konu bilim ışığında sürdürülebilecek bir iştir. Hatta kimyasal gübre üretmekten kat/kat daha zordur.

Ülkemizde yaygın olarak Gübretaş’ın üretimleri kullanılır. Onu Toros izler. Eğer bir solucan gübresi üreticisi iseniz ürettiğinizin miktarına bakmaksızın bu saydığım büyük kuruluşların 10 Katı bilgiyi ihtiyacınız var., Çünkü siz mineral değil yaşayan bir gübre üreteceksiniz.

Kimyasal gübre pazarının 5-6 milyar dolarlık büyüklüğü karşısında onların yaptığı bilimsel çalışmaların 10 katı daha fazla bilimsel çalışma yapmak zorundasınız ki, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir solucan gübresi üretin.

Solucan gübresi için mineral değil yaşayan bir gübre dedik. Canlı bir organizma üretip çoğaltıyorsunuz. Ambalaja koyduğunuzda bile süreç durmuyor. O halen ambalajın içinde biçim değiştirmeye evirilmeye devam ediyor. Bunu hiç birimizin unutmaması lazım.

 Kişi bir çadır kurmuş başında nöbet tutuyor. Akşama kadar oturuyor. Sorarsanız “Solucan Gübresi Üretiyorum” diyor.

Türkiye genelinde pek çok işletme geziyorum. Ege Bölgesi’ndeki üreticileri ziyaretten doğrudan bu toplantıya geldim. Öyel üreticilerle karşılaşıyorum ki, boş durmayalım dedik üretiyoruz diyen var. Çadır yapmış, içine yerde solucanları koymuş. oturmuş bekliyor. Burada böyle ne yapıyorsun diye sorduğumuzda   ‘Solucan gübresi üretiyorum’ diyor. Çoban bile daha fazla enerji sarf etmek zorunda hayvanlarını otlatmak için.

Bu gübre böyle üretilecek bir gübre değil. Sizin tesisinize, ön laboratuvarınıza, ürettiğiniz ürünü sürekli tahlil edecek mühendislere ihtiyacınız var.

Bu şekilde ortaya çıkan ürüne, her ne kadar siz gübre deseniz de gübre niteliğinde olduğunu doğrulayamayız. Ne bir şirketiniz var, ne kaydınız var, ne ürün testleriniz var, ne sağlık testleriniz var. Koşulsuz denetimsiz bir iş kolu olamaz. Bunlar ilkel insanın yaşam biçimidir. Dünya ilkellik yüzünden binlerce yıl cahillikle yaşadı bir adım öteye gidemedi. Son 100 yıldaki disiplin bizi nerelere ulaştırdı bir bakın lütfen.

Bakanlığın Lisanslama Yöntemi kolaj, denetim yok. Bu durum Sahteciliğe Zemin Oluşturuyor

Bakanlığın bugüne kadar lisanslamada kullandığı yöntem de doğru bir yöntem değil. Ellerinde bu konuda bir yönetmelik olmadığından bir kolaj yapmışlar.. çünkü sürekli artan bir talep var ve onlarda bu işe çözüm bulmak için bunu bir seçenek olarak benimsemişler.

Siz laboratuvardan aldığınız analiz raporunu Bakanlığa sunuyorsunuz. Bakanlık da bakıp, ‘Benim değerlerime uygunmuş’ diye size lisans veriyor. Veya reddediyor. Ancak tabi olduğunuz yönetmelik bile biyogaz hammaddesi hazırlamak için düzenlenmiş bir yönetmeliktir. Bizim işimizin biyogaz üretimi ile ne ilgisi var.

Bir an düşünün bakanlığın uyguladığı ölçüye göre bir numune hazırladınız ve bunu laboratuvarda analiz ettirip rapor aldınız.   Bakanlıkta bu rapora dayanarak size belge verdi.. ancak sizin bu ürünü üretecek ne bir tesisiz var ne solucanınız.

Yeni Yönetmelikte Sürdürülebilirlik Dikkate Alınacak

Bizim bakanlık uzmanları ile Ocak ayından beri üzerinde çalıştığımız yönetmelik metni onaylanıp yayınlandığında geleneksel yöntem tamamen değiştirecek. Artık sürdürülebilirlik dikkate alınacak. Bu analiz raporunuz var ancak gerçekten bunu üretecek bir tesise ve solucan varlığına ve temel personele sahip misiniz? Çünkü tüketicilerin dolandırılmasını önlemek devletin birincil görevidir.

Ben biliyorum ki bu uygulama başladığında şu anda üretici olarak bu işe giren pek çok girişimci amatör kaldığını fark edip ya koşullara uyum sağlamanın yolunu arayacak yede bu alandan çekilerek gerçekten yatırım yapmış bili üretmiş üreticilerin önünde parazit olmayacak.

Ticari Düşünüyorsanız 300-400 Bin Liralık Yatırım Sermayesi Şart

Halihazır durum şu., ’10 – 20’ bin liram vardı. Solucan aldım’ deyip işe başlayan insanlar var. Bu iş o rakamlarla yapılacak bir iş değildir. 300 – 400 bin lira yatırım sermayesiyle başlarsanız ancak bu işin bir geleceği olabilir.

Aksi takdirde boşuna, beyhude bir çabadır. Ama şöyle düşünüyorsanız, ‘Emekli oldum. Üç beş dönüm arazim vardı. Oyalanıyorum’ diyorsanız en doğru işi yapıyorsunuz. Çünkü o kadar küçük bir sermaye ile para kazanılamaz ancak oyalanılır.

 Kooperatif Uygulaması, Tüketiciyi Kandıran Nitelikli Dolandırıcılıktır

Kooperatif anlayışı çok tartışılır bir hale geldi. Henüz bir yasal işletme bile kurmak olgunluğunu gösterememiş yüzlerce üretici gübreyi nasıl satarız diye kıvranıyor. Bu çıkmaz yoldan Kooperatif uygulaması ile çıkacağını sanıyor. Şu anda kooperatifi konuşmak beyhudedir. Üretmeyi bilmeden satmayı düşünmek ancak cahillerin tarzı olabilir.

Bir durun yavaş olun, önce şu ürettiğinizin gübre olduğunu belgeleyin. Kooperatif adı altında neyi kamufle edip size para ödeyen tüketiciyi hangi hakla kandıracaksınız. Bu görüşe karşı çıkanlar gübrenin niteliğini bilmeseler de kesinlikle verim sağlıyor diye kendilerini savunuyorlar. Eğer böyle bakarsak bende şunu söylerim. Sığır boku da verimlilik sağlıyor, ancak pek çok yan etkisi ve zararı da var. Sen tüketiciye solucan gübresi taahhüt ediyorsun. Ancak sunduğun solucan gübresi mi?

Bu yoldan atılacak adımların da doğrudan tüketiciyi kandırmak için planlanmış, nitelikli bir dolandırıcılık olduğunu savlıyorum.

Bunun nedeni de şudur. Siz kooperatif kılıfı altında niteliği belli olmayan, birden fazla üreticinin ürettiği, üretim yöntemleri de belli olmayan, gerçekten solucan gübresi olup olmadığı doğrulanması olanaklı olmayan şeyleri bir torbaya koyup ağzını kapatıp Kooperatife getireceksiniz. Kooperatifin tüzel kimliği altında, tüketici bilmediği için ona satacaksınız. Halbuki eldekinin gübre olup olmadığını bile bilmiyoruz. Kaldı ki gübre ise bile hiçbiri, diğeri ile aynı değil. Bu da nitelikli dolandırıcılıktır. Bu sebepten kooperatif çalışması yapan arkadaşlar bu konuya özellikle dikkatini çekmek istiyorum.

Tarım Kredi Kooperatifleri bile Kapitalist Sisteme göre kendini konumlandırdı.

Kooperatifçilik, bugünün kapitalist sisteminin bir pazarlama yöntemi de değildir. Fransızlarca geliştirilen küçük üreticilerin ortaklığıdır. Ancak bu denetimsiz bir ortaklık değildir. Nüfus arttı ve özel durumlar dışında küçük üretici diye bir şey kalmadı. Ya büyüksündür, ya yoksun.

Günümüzde ise dünyanın bir ucundaki ürün bir diğer uca 24 saatte nakledilebiliyor. İşler büyüdü, dünya küçüldü. Artık böyle bir kolektif anlayışa ihtiyaç yok. Devletlerin kendi teşvikleri devreye girdi ve bunlarla yürüyorlar. Ülkemizde kooperatifçiliğin en iyi modeli tarım kredi kooperatifleridir.

O da kapitalist sisteme uymuştur. Gübretaş’ı arkasına alarak ondan yarattığı katma değerle yürümektedir. Kooperatifçilik inşaat sektöründe denenmiş, insanları evsiz bıraktığı gibi ceplerindeki bütün parayı almış ve büyük bir çömüşe neden olmuştur. Üreticiler hasattan hasada ödeme yapar. Bu kooperatifi kuran üyeler zaten parasız. Bu koşullarda bireysel olarak kendi ürettiği ürünle bile tüketiciyi hasada kadar bekleyemezken, kooperatif yolu ile sadece parası olmayan üyeler topluluğu olmaktan öteye gidemez.

Hukukun Uygulanmasını Sağlarsak Başarmış Olacağız

Derneğimiz ticari bir kurum değildir. Solucan gübresi satmak gibi bir işlemi de yoktur. Bütün yaşamı boyunca üyelerimizin de desteğiyle solucan gübresi üreticilerinin teknik, ekonomik veya diğer sorunlarını nitelikli bilgiye ulaşarak veya nitelikli bilgiyi yaratarak rehberlik sunacak ve çözmeye çalışacaktır. Zaten biz dernek olarak bu alanda hukukun uygulanmasını sağlayabilirsek her şeyi başarmış olacağız.

Girişimcilik akıl işidir. Don Kişot’ gibi davranmak değildir.

Girişimcilerimizin gerçekten müthiş bir atakları var. Ceplerinde beş kuruş olmadan solucan gübresi üretmeye cesaret etmek dünyanın en büyük olayıdır. Ayakta bile alkışlasak bunu karşılayamayız. Düşünün, kimyasal gübre üreticilerinin milyar dolarlar ile yaptığı işi, solucan gübresi üretmeye karar veren bin üretici, her şeyini riske atarak bu işi eğilmektedir. Büyük üretici olmaya çalışmaktadır. Solucan gübresinin doğası itibariyle milyonlarca ton canlı bir gübreyi üretmek ciddi bir yönetim gerektirir. Bu gerçekten çok zor bir iştir.. Bugünkü bilgilerimizle insanı ürkütüyor.

 Bu İşe Gerekli Donanıma Sahip Olanlar Girmeli

Solucan gübresi üretiminde her adımı işi anlayan insanların takip etmesi gerekiyor. Her adımdaki teknoloji takip edilmeli, o bilgiye sahip olunmalıdır. Gerekli donanıma sahip insanlar bu işe girmeli. Onun için bu işe girmeden önce bir kere daha düşünülmelidir.

 Ülkelerin En Büyük Değeri Para Değil Girişimciliktir.

Unutmayalım ki ülkelerin en büyük değeri para değil, girişimciliktir. Para girişimciliğin karşılığı olarak ortaya çıkar. Afrika ülkeleri dünyanın en zengin kaynaklarına sahiptir, Ancak Afrika insanı açtır. Çünkü girişimcisi yoktur ve Avrupalı girişimciler oraların kaynaklarını yer. Eğer bizim girişimcilerimiz olmazsa gelir başkaları da bizim bu kaynaklarımızı yerler. Bakın etrafınıza Mağazacılık alanı bile yabancıların tekeli altındadır.

O açıdan solucan gübresine yönelik bu ulusal girişim ve çabayı alkışlıyorum. Ama bu girişimi alkışlamak bütün halkımızın solucan gübresi üreteceği veya insanlarımızın kumar oynar gibi tüm kartlarını masaya sürüp batacağı bir alan olmamalıdır.

Milli Emlak Arazilerine Sahip Çıkmazsanız Hükümet Edenler, Satıyorlar

İzbe noktalarda değil daha geniş çiftliklerde bu üretimi yapmak için çaba gösterin. Ve aynı zamanda Milli Emlak’ın yönetimi altında olup, atalarımızın savaşarak elde ettiği, sahipsiz kalan araziler var. Milli Emlak Ofislerinin kapısını çalın ve bu arazileri sizlere 40-50 yıllığına tahsis etmesini söyleyin. Eğer bu arazilere siz sahip çıkmazsanız Hükümet edenler bu arazileri satıyorlar. Parasını da pervasızca harcayarak yiyorlar.   Siz ise varlıklarınızın satılıp yendiğini bile bilmiyorsunuz. Varlıklarınızın kaydını tutun. Sahip çıkın başkalarını bunları satıp hovardaca harcamasına izin vermeyin.

Köye Dönün! İstanbul Çıkmaz Sokaktır

Şehir yaşamından da elden geldiğince memleketlerimize dönme konusunda ısrarlı olun. İstanbul çıkmaz sokaktır.” dedi.

Tosgeb – Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Derneği Başkanı Rasim Aydın’ın konuşması sık/sık alkışlarla kesildi. Aydın’dan sonra kürsüye şölenin ev sahibi Kartal Belediye Başkanı Operatör Doktor Altınok Öz geldi. Öz, burada verdiği söylevde çocuğuna güvenli gıda ararken bu işi giren Burcu Karababa’nın öyküsünden etkilendiğini söyledi. Herkesin aynı tehlike ve riskin altında olduğunu kaydeden Başkan Öz, güvenilir gıdaya ulaşmanın bir yolu olduğunu, onun da organik üretim olduğunu söyledi. Ufak bir üretim ile başlayan bu çabayı toplumun bilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Altınok Öz, organik gıdanın ilk adımının da organik gübre olduğunu belirtti.

Organik Maddeye Dönüştürerek Kullanmak olanaklı

Türkiye’deki toprakların daha verimli hale getirilmesi için gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında bilgi şöleninin önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Öz, “Konuşmalarda temel nokta şu; ‘Türkiye’deki toprağın organik maddeden yetersiz olduğu.’ Peki, ne ile yükseltilebilir?

Yükseltilebilecek kaynaklar belli. Kentleşen topluluklarda organik atıklar çok fazla. Bunları solucanla organik maddeye dönüştürerek kullanılmak olanağı var. Güvenilir gıda nedir ve nasıl elde edilir, bir balkonda saksıda güvenilir şekilde maydanoz veya bir kasada domates, biber nasıl üretilebilir. Tüm bunları Kartal halkımıza anlatmaya çalışıyoruz” dedi.

Öte yandan edindiğimiz bilgilere göre Kartal Belediyesi Çevre Dairesi’nin Solucan Gübresi üretim ve kullanımını yaygınlaştırmak üzere hazırladığı program kapsamında dört yılda 850 noktada binin üzerinde bireyi bilgilendirdiği ve isteyen ilçedaşlara, okullara ve sitelere ücretsiz solucan sağlayıp gübre üretme düzeneği kurduğu öğrenildi.

 

Bir cevap yazın

HAKKIMIZDA

KIT’A YAYINLARI

KISIMLAR

PAZAR

YASAL BİLGİ

SOSYAL AĞ