Petrol fiyatlarında son 3 yılın …

Brent türü ham petrolün v…

IMF’den İtalya’ya mali genişleme…

IMF’den yapılan yazılı aç…

Yediemin depoları milli servet m…

Antalya’da trafik ihlali,…

Bakan Pakdemirli’den yerli tohum…

Tarım ve Orman Bakanı Bek…

İstanbul Havalimanı için promosy…

Ekşi, AA muhabirine, İsta…

Bakan Pekcan’dan faiz müjdesi!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pek…

«
»
TwitterFacebookPinterestGoogle+

Tarım Mühendisleri Odası-ZMO, ‘Buğday 2018’ Raporunu yayımladı.

Türkiye’de dekar başına buğday veriminin yıllar itibariyle yükselme kaydetmesine rağmen ortalamanın dünya veriminin altında olması tüm kesimleri olumsuz etkiliyor. Tarım Mühendisleri Odası, ülkemizin buğday üretimi ve ithalatına odaklanarak yaptığı araştırma raporunu yayınladı. ‘Buğday 2018’ raporu bizlere önemli tespitler sunuyor.

Türkiye’de buğday üretiminden, ithalat ve ihracatına kadar güncel verilerin de paylaşıldığı raporda, buğday ürününe dair öne çıkan sorunlar ve çözüm önerileri de var.

ANKARA- Tarım Mühendisleri Odası, tarafından yayınlanan Buğday 2018 raporunda ifade edildiğine göre, Türkiye’de 2000 yılında 92 milyon dekar alanda buğday ekimi yapılırken, 2017 yılında gerileme belirginleşerek ekim alanı 77 milyon dekara düştü  Aynı dönemde 49 milyon ton buğday ithal edildi ve karşılığında 13 milyar dolar ödendi. Bu yılın ilk yarısında 3 milyon ton buğday ithal edilerek 634 milyon dolar ödendi.

Türkiye’de dekar başına buğday veriminin yıllar itibariyle yükselme kaydetmesine rağmen ortalamanın dünya veriminin altında olduğuna dikkat çekilen raporda, “Yüksek kaliteli tohum kullanımı buğdayda verimliliği etkileyen en önemli faktördür. Türkiye’nin buğday üretimi 2016 yılında 20 milyon 600 bin ton iken 2017 yılında yüzde 4,4 artışla 21 milyon 500 bin ton olmuştur. Uygulanan politikalar, çiftçiyi buğday ekmekten vazgeçirmektedir. Türkiye’de 2000 yılında 92 milyon dekar alanda buğday ekimi yapılırken, 2017 yılında 77 milyon dekar alanda buğday ekilmiştir” ifadelerine yer verildi.

2018 yılında ekim alanlarının daralması, girdi maliyetleri, verilen teşvikler, doğal afetler, buğday hastalıkları nedeniyle verim ve kalite düşüklüğü beklendiğine vurgu yapılan raporda ZMO, 2018 yılı buğday üretim tahminini yaklaşık 19,5 milyon ton olarak açıkladı.

Raporda, “Buğday üretimi bakımından kendine yeterli düzeyde olan Türkiye’de, bazı yıllar olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak üretimde ve kalitede yaşanan sorunlardan dolayı talep karşılanamamakta ve ithalat yapılmaktadır” denildi.

Türkiye’de ortalama buğday verimi (Kuru+Sulu) 276 kg/dekar olduğu bilgisi veriklen raporda, Türkiye’nin dünya buğday üretiminde yüzde 3 civarında bir paya sahip olduğu kaydedildi.

Dünyada buğday üretim miktarları incelendiğinde Çin, Hindistan, Rusya ve Ukrayna’da üretim artarken Avustralya ve Kanada’da üretimin düşüş gösterdiği belirtildi.

Buğdayın kendi kendine döllenen bir bitki olması ve ekilen tohumlukların 3 yılda bir sertifikalı tohumluklarla yenilenmesi nedeni ile Türkiye’de her yıl yaklaşık 540 bin ton buğday tohumluğu kullanılması gerektiği kaydedilen raporda, “Ülkemizde üretilen sertifikalı tohumluk miktarı 2007 yılında 210 bin ton iken 2014 yılında 403 bin ton, 2015 yılında 484 bin ton ve 2017 yılında 508 bin ton olarak gerçekleşmiştir” ifadelerine yer verildi.

Raporda öne çıkan notlar şöyle:

Türkiye’de her bölgede yetiştirilebilen buğday yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi’nde üretilmektedir. 2017 yılı ekmeklik buğday üretiminde İç Anadolu Bölgesi yüzde 32’lik pay ile ilk sırada yer almaktadır. Bunu yüzde 18 ile Marmara Bölgesi ve yüzde 15 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izlemektedir. Üretimdin en az olduğu bölgeler Doğu Anadolu ve Ege Bölgeleridir.

Makarnalık buğday üretiminde ise ilk sırada yüzde 38’lik üretim ile İç Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer almaktadır. Ege Bölgesi ise üretimde yüzde 13’lük pay ile üçüncü sıradadır.

Türkiye’de buğdayın yurt içi kullanımı 2016/17 döneminde 18 milyon 756 bin ton, gıda olarak tüketimi 14 milyon 490 bin ton, tohumluk olarak kullanımı 1 milyon 381 bin ton, yemlik olarak kullanımı 2 milyon 305 bin ton, kayıp 581 bin ton, kişi başına tüketim 182 kg’dır.

Türkiye’nin ithalat ve ihracat değerlerine baktığımız zaman, her yıl ithalat rakamları artar iken ihracat rakamları düşmektedir.

Türkiye’nin buğday ticareti ile ilgili ilginç durum, buğday ithal edilmesine karşın, önemli miktarda un ihracatı gerçekleşmesidir. 2017 yılında 3.5 milyon tona yakın un ihraç edilmiştir. Bu miktar da ithal edilen buğdaydan un yapıldığında elde edilecek bir miktardır.

Un ihracatı yapılan ülkeler arasında en önemli pay Irak’a aittir. Türkiye’den un ihracının yarısı bu ülkeye yapılmaktadır. Türkiye’den 2017 yılında ihraç edilen unun yüzde 51,2’si, bu yılın ilk yarısında ise yüzde 49,55’i Irak’a gönderilmiştir.

Türkiye dışarıdan önemli miktarda buğday ithal etmesine karşın, az miktarda da olsa buğday ihracatı yapmaktadır. 2017 yılında 42 bin ton buğday ihraç edilmiştir.

Türkiye üretiminin yüzde 20-25’i kadar buğday ithalatı gerçekleştirmektedir.

Buğday ithal ettiğimiz ülkeler arasında Rusya 2017 yılında yüzde 59’luk, 2018 yılının ilk yarısında ise yüzde 78’lik oranla ilk sırada yer almaktadır. Rusya dünyada en fazla buğday ihracatı yapan ülke konumunda bulunuyor.

Dünya buğday ticaretinde önemli bir paya sahip ülkeler, üretimlerinin büyük bölümünü ihraç etmektedirler. En fazla buğday ithalatı yapan ülkeler Mısır ve Endonezya’dır.

SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1.Buğday Ekim Alanları Azalması
2005 Yılında 9 milyon hektar olan buğday ekim alanları giderek azaldı, 2009 yılında 8 milyon hektar, 2012 yılında 7,5 milyon hektar, 2018 yılında ise 7,6 milyon hektar oldu.

Verim değerleri ise yeni çeşitlerin ıslah edilmesi, yetiştirme tekniklerindeki gelişmeler, ekim nöbeti ilkelerinin uygulanması sonucunda artış gösterse de 2016 yılında 79 milyon kişi olan ülke nüfusu, 2017 yılında 80 milyon kişiye ulaştı ve 2023 yılında 86 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla artan nüfusun beslenmesi için buğday ekim alanlarının acilen artırılması gerekmektedir.

2.Tarımsal Üretimde Girdi Maliyetlerinin Yükselmesi
Buğday alım fiyatları belirlenirken maliyetler göz önünde bulundurulmalıdır. Buğday fiyatlarındaki artış kimyasal gübre ve mazot gibi temel girdi fiyatlarının gerisinde kaldığından, buğday üretimi çiftçiye gelir getirmemektedir.

Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle kazanç elde edemeyen çiftçi üretimden vazgeçti. Kırsal nüfusu azaldı, 2010 yılında köy nüfusu yüzde 23,7 iken, 2017 yılında yüzde 7,5 oldu.

3. Buğdaya Yapılan Desteklerin Yetersiz Olması
Sulu tarım alanlarında diğer tarım ürünlerinin kârlılık oranının yüksek olmasından dolayı buğday, artık kıraç alanların ürünü ya da münavebe ürünü olarak görülmektedir. Bunun için buğdaya yapılan destekler bölgesel olarak yeterli yağış altında, sulu/ kurak farklılıkları dikkate alınarak arttırılmalıdır. Üretimde yağışa bağlı olarak görülen dalgalanmaları azaltmak için kuru tarımda uygulanması gereken yetiştirme tekniklerine önem verilmeli, sulama imkânlarını artırmak için yatırımlar hızlandırılmalıdır. Tarımsal desteklerin çiftçilerin üretime başlamadan önce verilmesini sağlayacak bir sistem geliştirilmelidir.

4. İthalata Dayalı Tarım Politikaları Nedeniyle Gümrük Vergilerinin Sıfırlanması
Resmi Gazete’nin 15 Ağustos 2018 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile TMO’ya sıfır gümrük ile 750 bin ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirinç ithalat yetkisi verildi. Aynı ürünler için, aynı miktar ve şartlarda 29 Temmuz 2017 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2017/10589 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile benzer yetki verilmişti.

TUİK verilerine göre Türkiye 2016 yılında 20.6 milyon ton, 2017 yılında ise 21.5 milyon ton buğday üretti. Aynı yıllarda sırası ile 4.22 milyon ton ve 4.99 milyon ton buğday ithal etti. 2018 yılının ilk yarısında ise 2.9 milyon ton buğday ithalatı gerçekleştirildi.

10.01 GTİP buğday grubunda yer alan ürünlerin bir kısmında gümrük vergisi zaten sıfır olarak uygulanıyordu. Karar ile gümrük vergisi yüzde 45 olan buğday çeşitlerinde de gümrük vergisi sıfır oldu.

İthalat söylemleri özellikle ürün hasat sezonlarında piyasaları olumsuz yönde etkilemekte, ürün fiyatlarının düşmesine yol açmakta, çiftçi üretimden soğutmakta hatta üretimden vazgeçmektedir.

5. Nadas Alanlarının Azaltılması
Nadasa bırakılan alanların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Türkiye’de büyük kısmı İç Anadolu ve geçit bölgelerinde olmak üzere 4,5 milyon hektar civarında nadas alanı bulunmaktadır. Tarım potansiyelinin önündeki en büyük engel, bu potansiyelin kullanılamıyor olmasıdır.

6. Lisanslı Depoculuğun Geliştirilmesi
Lisanslı depoculuk faaliyetlerinden birçok üretici haberdar değildir ya da yanlış bilgiye sahiptir. Sistemin geliştirilmesi için öncelikli olarak, desteklemelerin yanında sahada tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri etkin olarak yapılmalıdır.

Buğdayda kalite parametrelerine göre alım ve buna bağlı depolama konusunda, hızlı analiz yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine yönelik araştırma ve çalışmalar yürütülmelidir.

7.Piyasa Düzenleyici Kurumların Aktif Olarak Görev Alması
TMO ve tarım ürünleri piyasasını düzenleyici diğer kurumlar üreticilerin çıkarlarını koruyacak, üretimin devamlılığını sağlayacak şekilde aktif hale getirilmeli, ürün pazarlaması, girdi temini ve işlenmesi konularında faaliyet gösteren kamu kurumları yeniden oluşturulmalıdır. Üreticilerin kooperatif örgütlenmesi teşvik edilmelidir.

ZMO’nun buğday raporunun sonunda “İthalatı değil üretimi hedefleyen, küçük ölçekli aile işletmelerini destekleyen, sürdürülebilir ve planlı bir tarımsal üretim politikası uygulanmalıdır” notu düşüldü.

Bir cevap yazın

HAKKIMIZDA

KIT’A YAYINLARI

KISIMLAR

PAZAR

YASAL BİLGİ

SOSYAL AĞ