Petrol fiyatlarında son 3 yılın …

Brent türü ham petrolün v…

IMF’den İtalya’ya mali genişleme…

IMF’den yapılan yazılı aç…

Yediemin depoları milli servet m…

Antalya’da trafik ihlali,…

Bakan Pakdemirli’den yerli tohum…

Tarım ve Orman Bakanı Bek…

İstanbul Havalimanı için promosy…

Ekşi, AA muhabirine, İsta…

Bakan Pekcan’dan faiz müjdesi!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pek…

«
»
TwitterFacebookPinterestGoogle+

Solucan Gübresi artık tescilli.

Kısa adı Guid olan Gübre Üreticileri ve İhracatçıları Derneği sorunları çözmek üzere tüm gübre iş kolunu tarafları ile buluşturan bir çalıştay düzenledi. Çalıştay Antalya’daki  Titanik Lara otelde düzenlendi. 

ANTALYA – Bitkisel üretimin en temel girdilerinden biri olan toprak besleyici ve düzenleyici gübrelerle doğrudan bitki besleyici ve geliştirici gübreler konusu; tarımdaki girişimci sayısının artışına paralel bir seyir izleyerek önemli bir yükseliş gösterdi. Başlangıçta kimyasal nitelikli azot, fosfat ve nitrat gübreler kullanılarak bitkisel verimlilik ve ürün verimliliği baz alınırken, bu kimyasal gübrelerin toprakta yarattığı tahribat sonucu ülkemizin tüm sathında çoraklaşma ortaya çıktı.

Son yıllarda ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı tohum veya ürün konusunda tartışmaların alevlenmesiyle halk güvenilir gıda için tekrar harekete geçti. Bu alana yönelmeler sürdürülebilir üretim için kimyasal gübreler yerine toprağın çoraklıktan kurtarılıp tekrar sürdürülebilir tarıma geçişin fitilini ateşlediler.

Organik gıdaların fiyatları fili diğer ürünlere nazaran daha pahalı bir seyir izledi. Her geçen günde bu seyir varlığını hissettirecek derecede artıyor. Çoraklaşan ve bir yıl verimli bir yıl verimsiz tarlaların yeniden kazanılması seviyesinde bir ilgi var. Toprağı yeniden besleyerek organik madde yönünden düzenlemek ve verimli hale getirmek için ülkenin her yanında organik gübre üretimine olan ilgiyi de artırdı.

Artık herkes organik gübrenin geleceğin tarımının temel taşı olduğunun farkında. Kimyasal gübre üreticileri ve dağıtıcıları da bunu farketmiş olmalılar ki, Bir çalıştay düzenleyerek konuyu masaya yatırdılar. Organik gübrelerin en fazla ilgi çekeni ise Organik nitelikli ‘Solucan Gübresi’ üretimi. Ancak Organik solucan gübresi üretiminin daha da geliştirilmesi ve düşük nitelikli üretimlerin teknikle geliştirilerek düzenlenmesi önemli bir zorunluluk.

Bu kesimin akademik çalışmalarla bilgilendirilmesi ve bilimin rehberliğinde ilerlemesi hem ülkemiz içinde hem de dünya ölçeğinde öncü rol alabilmemiz için temel koşul. Bunu sağlayacak olan hiç kuşkusuz hükümetin yasal düzenlemeleri hızla yaparak yönetmelikleri hazırlaması ve bu hazırlanan hukuk kurallarının işle uyumlu olmasının sağlanması.

Merkezi Antalya’da olan Gübre Üreticileri ve İhracatçıları Derneği bu konuda üyelerden ve tüketicilerden gelen talebi dikkate alarak Tarım Bakanlığı ile birlikte ortak bir çalışma içine girerek bir Çalıştay düzenledi. Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği Genel Sekreteri Sebahattin Emül’ün çabaları ile 22-25 kasım 2016 Tarihleri arasında Tarım Bakanlığı üst düzey temsilcileri, Bakanlık bürokratları, tarım kesiminin uzmanları Gübre işkolunda faaliyet gösteren üretici ve dağıtıcıların temsilcileri bu geniş katılımlı çalışma toplantısı için buluştular.

Çalıştayda Gübre iş kolu ve bunu oluşturan tüm kesimler sorunlarını bir/bir ortaya koydular. Sorunlar ve uygulamadaki yönetmelik maddeleri her yönüyle değerlendirilip, gerek bürokrasiden ve gerekse maliyet artırıcı unsurlardan kaynaklanan sorunlarına çözüm yöntemleri de gündeme getirilip çok yönlü olarak tartışıldı. Gübre iş kolunda son 5 yıl içinde büyük ilerleme kaydeden kuruluşlar ve bu kuruluşların temsilcileri ülkemiz hükümetlerinin zamanında düzenleme yapmamış olmasından dolayı bakanlık kapılarında boşa heba edilen zamanlarını ve sonuç alınamayan isteklerini en yüksek seviyeli bu toplantıda ifade etmek için adeta yarıştılar.

Kimyasal, organik ve karma gübre başlıkları altında düzenlenen oturumlarda üreticiler ve dağıtıcılar yaşanan sorunları bakanlık temsilcilerine birinci ağızdan iletmek ve yine aynı ortamda bunların çözümlenmesi için yeni yönetmeliklerin nasıl biçimleneceği konusunda görüş bildirdiler.

Akademisyenler, gübreciler ve bakanlık bürokrasisi her sorunu aynı ortamda tartışıp üzerinde uzlaşmaya vardıkları ifadeleri yönetmelik olarak düzenlenmek üzere bürokrasiye teslim ettiler. Ülkemizde ilk defa Gübre işkolunun her yönü ile ele alan; çalıştayda Dört ayrı çalışma öbeği oluşturularak konular uzmanlık alanına göre ayrı odalarda tartışmaya açıldı.

Gübre İşkolu Birinci Değerlendirme Çalıştayı’nda sırası ile şu konular masaya yatırıldı. Gübre İşkolu Yasası Kimyasal Gübre Yönetmeliği Organik Gübre Yönetmeliği KDV, GTİP, Nitratlı Gübrelerin durumu tek/tek ele alındı.

Çalıştayda ayrıca;

•Mevcut durum tespiti ve gelişmeleri değerlendirmek için ortam yaratmak,

•Gübrelerin üretim, ithalat ve satışında karşılaşılan sorunlara çözüm aramak,

•Ortaya çıkan olumsuzlukları ortadan kaldırmak için çalışma programı oluşturmak

Her şeyden önemlisi ise işkolunda eksikliği her zaman hissedilen İşbirliği ve Ortak Görüş ortamı oluşturmak amacının ön plana çıkartılması da hedef alındı.

Tarımvizyon dergisi olarak, bu çalıştayı bizde katılımcı olarak izleyenler arasındaydık. Özellikle Organik Solucan gübresi ile ilgili çalışma öbeğini başından sonuna kadar takip ettik ve yeni düzenlemelerin neler olduğunu ilk ağızdan size aktarmak istedik.

Organik Solucan gübresi kesiminin hammadde kaynağından başlayarak ısıl işleme, ambalajlamadan başlayarak son aşamada tüketici kesime kadar olan süreçte yaşanan sorunları ve bunların çözüm önerilerini tek/tek masaya yatırılmasına ve çözümlenmesine tanıklık ettik.

Eğer bu belirlenen konularda yönetmeliğe aynen yansırsa önümüzdeki dönemde solucan gübresi üretici kesimi için yepyeni bir dönem başlayacak demektir. Toplantıda solucan gübresinin organik tarımda verimlilik için önemi tüm katılımcılar tarafından bir kez daha vurgulandı. Ürünün niteliğinin tanımlanmasında kullanılan İngilizce sıfat ve adlara yönelik tepkiler bakanlık temsilcileri ve akademik üyelerce de dikkate alınarak, Türkçe sıfat ve adlar kayıtlara geçirilerek bunların kullanılması zorunlu hale getirildi.

Ülkemizde ürünü ifade etmekte İngilizce olarak kullanılan ifadelerde tartışma konusu oldu ve kaldırıldı.

Yeni düzenlemeye göre solucan yemi için kullanılan ‘Kompost’, sözünün yerine Yığınla Çürütme, Karma solucan gübresi için kullanılan ‘vermikompost’, sözü yerine Karma Solucan Gübresi, arı solucan gübresi için kullanılan ‘vermikest’ yerine ‘Solucan Gübresi’ sıfatları listelendi. Her üç sıfatın da gübreciler tarafından etkin kullanılarak yabancı sözlerden arınılması istendi. Bu ülkemiz ve dilimiz adına önemli ve sağlıklı bir gelişme oldu. Çünkü başkalarının edebiyatı ile ancak onların sömürgesi olunabilirdi. İlerleme ve yükseliş için kendi söz dağarcığımızın kullanılmasının büyük önemi vardır. Hem gübre işkolunun hem de yurttaşlarımızın bu sözleri zaten bildikleri için kolaylıkla bu sözleri kullanacağından eminiz.

Çalıştayda organik solucan gübresi türlerinin nem oranının 25-50 bandında oluşmasıda kurala bağlandı. Akademik katılımcılar 50’nin üzerindeki nem oranının organik gübredeki belirlenmiş uluslararası ölçütler bakımından niteliğin yok olduğu anlamına geldiğine vurgu yaptılar. %25 nem oranı mikro-organizmaların yaşamının zorlanmasından dolayı taban ölçüt olarak belirlendi.

Solucan gübresi üretimi kesiminde en çok tartışılan konuların başında ısıl işlem konusu geliyordu. Bakanlığın yönetmeliğine uyarak ısıl işlem için yatırım yapan veya teknoloji geliştiren üretgeler yeterlilik sağlayarak daha önceden lisans almışlardı.

Isıl işleme itiraz eden kesim ise, henüz yeterlilik sağlayamadığı için lisans almış değil. Bu kesim organik gübre ürettiğini savlayarak, pazara ürün sunuyor. Bu ürünlerin denetim sonuçları ise tam bir karmaşa, Çünkü yapılan testlerde ürünlerin asla organik gübre niteliği taşımadığı açıkça görüldü.

Buna rağmen kendini savunan bu kesim solucan gübresini ve karma solucan gübresini diğer organik gübrelerden ayıran özelliğin malzemeye ısıl işlem yapılması halinde yok olduğunu söylüyor. Başta enzimler ve mikrobik ortam etkenleri olmak üzere zayıflayarak gübrenin etkisini hafifletiyor. Bundan dolayı karma solucan gübresini sağlıklı hale getirme işlemine gerek yok. Özellikle risk oluşturma olasılığı olan enterik bakteriler (Escherichiacoli ve Salmonella vb. fekalkoliformlar), sıcakkanlı hayvanların bağırsak sistemlerinde doğal ortam oluşturuyorlar. Oysa, solucanlar soğuk kanlı organizmalar olup, bağırsak ortamında bu tür organizmalara baskın olarak yer vermiyor. Solucana verilen yemlerden mikrop bulaşması durumunda bu tür patojen organizmalar, solucan sindirim sisteminde mevcut olan doğal baskın ortamdan kaynaklanan rekabet sonucunda bertaraf ediliyor. 70 o C’de 1 saat süre ile uygulanan ısıl işlem, solucan gübresinin veya organik malzemenin içerisindeki endospor oluşturmayan Escherichiacoli ve Salmonella gibi koliform organizmaların giderilmelerinde etkili oluyor. Bacillusanthracis ve benzeri endospor oluşturan organizmalar için yaşam sağlayacak bir sıcaklık oluşması olanaklı değil.

Sonuç olarak karma solucan gübresinin 70o C’de 1 saat ısıl işleme tabi tutulması, ürüne özellik kazandıran biyokimyasal hareketliliğin ve mikrobiyal ortamı yok etmekte ve tam bir arınma da gerçekleştirmemektedir” Çalıştayda bu savlar da değerlendirildi. Özellikle solucan gübresi konusundaki çalışmaları ile tanınan Prof Dr. Habil Çolakoğlu ve Prof. Dr. Ayten Namlı, bu görüşe karşı çıktılar. Her iki bilginde savların kısmen haklı gibi görünse de organik maddenin nasıl bir seyir izleyeceğinin tam olarak kestirilemeyeceğini söylediler.

Solucanlara yem olarak verilen inek boku ve diğer atıkların karışımı ile elde edilmiş ve çürütülmüş malzemenin içinde bulaşıcı mikroplarında var olduğunu bunun solucanın beslenmesi ile solucana geçtiğini ve ardından solucan boku ile tekrar dışarı aktarıldığını ısıl işlemle bunların yok edilmemesi halinde risk doğurabileceğini söylediler.

Eğer ısıl işlem kaldırılır ve bu üreticilere lisans sağlanırsa ürünün yasallık kazanacağını ortaya istenmeyen bir durumun çıkması halinde bu sorumluluğu kamunun kendi üzerine almış olacağını ve sonuç olarak kamuya güvenen tüketicinin kandırılmış olacağının altını özellikle çizdiler. Bilginler, hiçbir zaman karşılaşılmasını istemedikleri böyle durumlarda hiçbir üretici veya aracının “biz istedik de bu yönetmelik böyle düzenlendi.” demeyeceğini sorumluluk almayacağını ileri sürdüler.

Isıl işlemin önemini vurguladılar ve riskleri bertaraf etmek için buna mecbur olduğumuzu, ancak işlemin uygulama sırası ile ilgili bir düzenlemenin yerinde olacağını istenmeyen organizmaların bertaraf edilmesi için ısıl işlemin son ürüne değil, doğrudan yem hazırlanması sırasında inek boku ile diğer atık evsel atıkların çürütülmesinden sonra elde edilen yeme uygulanması gerektiğini yemin istenmeyen organizmalardan arındırılmasından sonra riskin ortadan kalkmış olacağını söylediler.

Bu görüş kabul gördü ve ısıl işlemde zorunluluğun devamına, ancak ısıl işlem yalnızca solucanları beslemek üzere hazırlanmış yeme uygulanmasına karar verildi. Böylelikle sağlıklı yemle beslenen solucan sağlıklı ve güvenilir bir gübre üretmiş olacak.

Ülkemizde organik gübre adı altında yalnızca solucan gübresi üretilmiyor.

Bu yüzden bunlarında birbirinden ayrılmasına ve Solucan gübresinin ayrı bir yönetmelikle düzenlenmesine de karar verildi. Böylelikle Solucan gübresi tek başına bir üretim kesimi olarak kabul görmüş oldu. Bu alandaki üretimi desteklenmesi için bakanlığın destekleme ödemesi yapması ve halkı özendirmesi içinde istekler sıralandı. Bakanlık yöneticileri bu görüşü de Ankara’da tekrar kendi kurullarında masaya yatırmak üzere not aldılar. Çalıştayda solucan gübresi üretimi ile ilgili önemli bir tartışmada üretimin nasıl bir yöntemle yapılacağı idi. Küçük üreticiler ısıl işleme karşı oldukları gibi tarlada üretimin lisans almak için yeterli olmasını istediler.

Ancak akademisyenler ve bazı tahlil laboratuvarı uzmanları bu görüşe de karşı çıktılar. Bir laboratuvar uzmanı söz alarak şunu ifade etti. Buradaki üreticilerin bazıları beni affetsinler ancak açıkça ifade etmek zorundayım. Bu bir gerçeklik. Benim görüşüme göre masada üretim önemli. çünkü bize gelen gübre örneklerinin analizinde açıkça şunu gördük.

Tarladan gelen örneklerde gübreden çok toprak var. Bu bilinçli mi, bilinçsizce mi yapıldı bilemem Ancak böyle bir ürün doğrudan tarım üreticisini kandırmaktır. Ona gübre diye toprak satmaktır. Toprağı gübre olarak satamazsınız. Bize masada üretim yapan yapan üretgelerin ürünleri de geliyor. Bunlar gerçekten organik solucan gübresidir” dedi.

Bunu üzerine söz alan bazı üreticiler bunun denetim yapılarak giderilebileceğini iler sürdüler. Bakanlık temsilcisi ve oturum başkanı Esin Mertol ise denetimin ağır ve zor bir seçenek olduğunu açıkladı. “Arkadaşlar burada sürdürülebilir modeller üzerinde durmalıyız. Denetim uzman personel gerektirir. Bu yeni bir alan, bunun için uzman yetiştirmek görevlendirmek öyle bir günde aşılacak bir iş değil. Üretim alanı genişledikçe denetiminde bir maliyeti oluşacaktır.

Eğer kapalı ortamda masada üretim bu tür sahtecilikleri önlemek de daha geçerli ise ki, konuşmalardan bunu anlıyorum. Masada üretimi zorunluluk haline getirmeliyiz” Bu görüş genel olarak benimsendi. Toplantı da söz alan Ekosol Tarım Üretgeleri’nin kurucusu Burçin Karadayı’da söz aldı ve kendilerinin de başlangıçta tarlada üretim ile işe başladıklarını ancak masa düzenine geçtikten sonra ürün kalitelerinin gözle görülür biçimde arttığını laboratuvar analizlerinin de bu gerçeği doğruladığını söyledi.

Ayrıca konunu sağlıklı anlaşılmasına katkı yapmak için dünyadaki uygulamaları ve Türkiye’deki uygulamaları anlatan bir sunum yaptı. Tüm kavramlara açıklık getirdi.

Çalıştayda Tekirdağ’da Rivo markası ile solucan gübresi üretimi yapan Riverm Limited adına söz alan Tarım Mühendisi Güler Cebbar ise organik nitelikli solucan gübresinde katı üretimle yola çıktıklarını ve yeterlilik sağlayarak bakanlık lisansı alan birkaç markadan biri olduklarını ifade ederek, Riverm ‘in kendi Arge bölümünde süren sıvı gübre üretimi çalışmalarında yeni bir aşamaya geçtiklerini aktardı.

Solucan gübresinde gerçek bir sıvı gübre üretimini başardıklarını ifade eden Cebbar, ürünün korunması ve raf ömrünün uzatılması için NANO teknoloji kullanarak organik maddeyi kapalı kaba doldurulması sırasında kilitlediklerini ve kapak açılana kadar organik maddenin işlevini tamamen durdurup, kokuşmayı ve bozulmayı önlediklerini söyledi. Ürünün testleri geçtiğini ve pazarda sıvı diye satılan ancak çay olmanın ötesine geçemeyen ürünlerin arasından sıyrılarak gerçek bir sıvı solucan gübresini teknolojisi ile ülkemize kazandırdık dedi.

Ürünü teneke ambalaj ile pazara sunduklarını aktaran Cebbar, Bu gelişmeyi sizlerle paylaşmaktan dolayı memnunum.

Bu tamamen ülkemizin bir başarısıdır. Alanımızda hem öncülüğümüzü sürdürmek, hem de ileri düzeydeki çalışmalarımızla dünyaya örnek olma hedefi ile çalışıyoruz. Sıvı gübrenin teknolojisi ve testler ile tanımlanması konusunda Bakanlıkla yoğun bir bilgi alışverişi içinde çalışıyoruz “ dedi.

Bir cevap yazın

HAKKIMIZDA

KIT’A YAYINLARI

KISIMLAR

PAZAR

YASAL BİLGİ

SOSYAL AĞ