1. Solucan Gübresi Üreticileri Z…

Türkiye'nin yedi farklı b…

Yapay zekayla cep kamerası göz o…

Engelliler de teknolojini…

Güven sağlandı iyileşme başladı

Akbank, bu yıl finans kur…

Katar’ın kararı Türkiye için fır…

Önümüzdeki dönemde Rusya-…

Menemen nasıl yapılır?

[[HD_2094946]] Menemen h…

Evde çökelek nasıl yapılır?

Evinizde doğal malzemeler…

«
»
TwitterFacebookPinterestGoogle+

1. Solucan Gübresi Üreticileri Zirvesi

Türkiye’nin yedi farklı bölgesinde üretim yapan solucan gübresi üreticileri, 30 Kasım- 3 Aralık 2018 tarihleri arasında Kemer Trans Atlantik Otel’de ilki gerçekleştirilen zirvede bir araya geldi. İş kesimine ilişkin beklentilerin ve sorunların dile getirildiği zirvede, üreticiler ve birlikler üç gün süreyle sorunlarını, çözüm önerilerini ve iş kesiminden beklentilerini ortaya koydular. Katılımcılar, bilimcilerin konuya ilişkin sunumlarıyla bilgilendikleri gibi, devlet nezdinde temsilci olarak zirveye katılan Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünden Tarım Mühendisi bayan Esin Mertol’a sorunlarını birinci ağızdan aktarıp yanıt aldılar.

ANTALYA – Solucan gübresi üreticileri ile bu üreticilerin oluşturduğu dernek, gurup ve Kooperatifler, Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Zirvesi dolayısıyla Antalya’nın Kemer ilçesinde  buluştular. 150 dolayında üreticinin katıldığı zirve toplantısı hayli yoğun geçti. 3 gün boyunca aralıksız süren oturumlar akşam yemeğinden sonrada devam ederek tam bir bilgi şölenine dönüştü. 30 Kasım’dan başlayarak 3 Aralık tarihine kadar süren 4 günlük zirvede Biyalog,  Mikrobiyalog, Toprak Bilimci, Solucan gübresi konusunda uzman bilimci, sürdürülebilir standart üretim teknikleri konusunda uzman biyo teklolojistler sunum yaptılar. Ayrıca ısıl işlem teknolojileri ve Sas sistemi olarak anılan Rivo Harwesting Sistemin avantaj ve dezavantajları, masaya yatırıldı. Belgelendirmede rehberlik hizmetlerinin önemi, tek/tek irdelendi.

Ülkenin güney kesiminde yer alan ve yoğunlukla gezginlerin tatil için tercih ettiği Antalya ilinin Kemer ilçesindeki Trans Atlantik Otelde bu yıl ilki gerçekleştirilen zirvede 14 STÖ’den 13’ü başkalık düzeyinde temsil edildi. Zirve paydaşları arasında, Vermikültür Derneği, TOSGEB Türkiye, TOSGEB Doğu Anadolu, TOSGEB Orta Karadeniz, TOSGEB Marmara, TOSGEB İç Anadolu Dernekleri, SGİD – Solucan Gübresi İşletmeciler Dernegi, SGDG – Solucan Gübresi Dayanışma Grubu, Anadolu Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Kırmızı Solucan Gübresi Ortak Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Denizli Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Çotanak Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi yer aldı.

Yeditepe Üniversitesi, Genetik ve Biyomühendisliği Bölümünden ve hali hazırda “TOSGEB Bilim Kurulu Başkanlığını sürdürmekte olan Prof. Dr. Metin Turan’ın zirveye katılacağı daha önceden açıklanmış olmasına rağmen katılmadığı gözlenirken, “Türkiye’de Organik Tarımda Girdi Olarak Kullanılacak Kaynaklar” konulu sunumuyla, Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda TOSGEB Bilim Kurulu Üyesi Prof, Dr Erhan Akça “Türkiye Topraklarının Tarımsal Açıdan Sürdürülebilir Yönetimi” konulu sunumuyla, Namık Kemal Üniversitesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi ve TOSGEB Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alper Önenç “Türkiye’nin Hayvansal Atık Potansiyeli ve Geri Dönüşüm Olanakları” konulu sunumuyla, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi- Bitki Koruma Bölümü Öğrt. Üyesi ve aynı zamanda TOSGEB Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Recep Kotan“Solucan Gübresindeki Mikrobiyal Popülasyonun Bitkisel Üretimdeki Onemi” konulu sunumuyla, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve TOSGEB Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erkan Gönülol “Solucan Gübresi Hasat Sistemi- RHS İçinde Solucanların Üretkenliği – Üretimde Teknik ve Makine Kullanmanın Standartlar Açısından Değerlendirmesi” konularını içeren sunumuyla, Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi ve TOSGEB Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Korkmaz Bellitürk “Solucan Gübresinin Türkiye Topraklarında Uygulanmasının olası Sonuçları” konulu sunumuyla, Bülent Ecevit Üniversitesi- Fen Edebiyat Fakültesi- Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve TOSGEB Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ersöz Gonca “Solucan Gübresi Üretiminde Tercih Edilen Solucan Türleri ve Solucan Gübresi Üretimi” konularını içeren sunumlarıyla zirveye bilimsel katkı sağlayan isimler oldular.

Zirvenin açılış oturumu, üreticilerimizin bugün tarımsal kalitesini iyileştirmek için hizmet etmekte oldukları vatan topraklarını, geçmişte canları pahasına savunmuş olan, başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere tüm kahraman şehitlerimize saygı duruşunda bulunmalarının ardından İstiklâl Marşı’mızın okunmasıyla başladı.

Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri 1. Zirvesini başkan Rasim Aydın açtı. Aydın zirvenin açılışı dolayısıyla sunduğu söylevinde, ülkemizdeki kimyasal gübre ve kimyasal ilaç kullanımlarının hem insan, hem de tarımsal ürünlerimizin sağlığı ve yanısıra topraklarımızın verimliliği üzerindeki ciddi olumsuz etkileri ile yüz yüze olduğumuzu söyledi. Aydın sözlerini şöyle sürdürdü.

‘’Ne yazık ki okullarımız halkımızın ihtiyacı olan işgücünü yetiştirmede başarısız olmuştur. Hükümetlerin bilinçli veya bilinçsiz hataları sonucu toprağından koparılmıştır. Eğitimin doğru planlanması bir ülkenin gelecek hedefi ile ilgilidir. Bugün topraklarını tanımayan 80 milyonluk bir ülkeyiz. Çiftçinin bilinçsiz olması çiftçinin suçu değil, hükümetlerin halkımız üzerindeki yıkımından başka bir şey değildir.

Tarla mühendislerimizin sayıca yeterli olmasına rağmen eğitim düzeninin sınıflarda yapılması öğrencileri donanımsız bırakmıştır. Okullar kaliteli iş gücü yetiştirmekten uzak birer depo haline gelmiştir. Yeni nesil en ateşli yıllarını bu depolarda tutularak geçirmekte ve verimsizliğe itilmektedir. Yaşama dair kodlanmaları gereken dönemde toprakla uyumlu değil, aksine topraktan çok uzak tertemiz sınıflarda hayal ürünü mühendislik rolüne hazırlanmaktadırlar. Uygulamadan uzak ve teorik yetiştirilmeleri hem mühendislik kalitesini düşürmüş hem de beklenen verimi sunmalarını olanaksız hale getirmiştir. Bu yüzden okulunu bitirerek mezun olan tarla mühendislerimiz tarım alanlarında çalışmaktan kaçınmakta ve ofislerde çalışmak için iş aramaktalar. Bu yüzden çok azı uygulamalı tarımda iş bulabilmektedir.

Nasıl ki, ilaç yapmakla ilgili eğitilmesi gereken eczacılarımız, eğitimlerinde ilaç yapmayı öğrenmiş eczacılar yerine yabancı ilaç şirketlerinin ilaçlarını dükkanlarda hastaya satan birer tezgahtara dönüştürülmüş ise, tarım mühendislerimiz de içi boşaltılmış bir eğitim sisteminden mezun edilmekte ve geleceğimiz karartılmaktadır.

Bilgisizliğe sistemli olarak itilen bir toplum cahilleşmeye zorunludur. Bilgisiz bir insanın tarım yapması ve fayda elde etmesi beklenemez. Bugünkü çiftçimiz, 70-80 yaşındaki anne ve babalarımızın tarım bilgisinin bile kat kat altındadır ve toprağı dahi tanımamakta, köyde yaşayıp sütü çarşıdan satın alarak içmektedir. Et fiyatlarının pahalı olması da hayvanların otlaklarda beslenmek yerine ithal samanla kapalı ahırlarda beslenmeye çalışılmasındandır. Tavuk yumurtası bile artık aynı kapsama girmiş ve kalitesi düşmüştür. Bu yüzden iyi yumurtayı ifade etmek için ‘’Gezen tavuk yumurtası’’ diye bir kavram türemiştir. Ülkemizin Fas’tan Kazakistan’a kadar olan eğri üzerindeki merkez konumunu ve verimlilik potansiyelini bir Türk evladı henüz kavrayamamıştır ancak Kanada’daki bir maden bakanı ‘’Ne pahasına olursa olsun insanlığın devamı için bu topraklarda olmak zorundayız’’ diyebilmektedir. Türk evladı, üzerinde oturduğu toprağın başka uluslarca gelecek için kendilerine bir yerleşim olarak planlandığı gerçeğinden bile habersizdir.

Tüm bu duyarsızlıklar sonucu ülkemiz toprakları yabancı şirketlerin ürettiği ve etkileri ve kullanım miktarları üzerinde onlarca tartışmanın sürdüğü kimyasalların etkileri ile organizmasını kaybetmiş ve ulusumuz kanser, Alzheimer gibi yüksek yaşam riski olan hastalıkların pençesine düşmüştür. Artık siyasetçiler fabrikalar ve tarım üretimlerinin açılışları yerine hastane açılışlarına katılmakta ve bu durum büyük başarıymış gibi sunulmaktadır. Sağlık iş kolunun son çıkışı kent hastaneleridir. Hem de hasta garantili. Bu yüzden solucan gübresine yöneliş, hükümetlerin girişimi ile değil, bizzat halkın kendi sağlığını aramasının bir sonucu olarak bu derece yaygınlaşmıştır” dedi.

Aydın konuşmasında, organik gübre üreticiliğinin yaygınlaşmasının sadece topraklarımızın kalitesini arttırarak düzenlenmesi için değil, yanı sıra vatan topraklarına sahip çıkarak korumak gelecek nesillerimizin bu topraklar üzerinde varlığını garantiye almak için de ulusal bir görev olduğunu söyledi.

Son yıllarda ülkemizdeki hemen her hanede birden fazla kanser hastasının ortaya çıkması, Alzheimer gibi hafızamızı silen ve insanın kendini yönetmesini bile olanaksız hale getiren hastalığın korkutucu bir hızla artarak yayıldığını ifade eden Aydın, bu kanser bulgularının önüne geçebilmek ve toplumsal sağlığımızı güvence altına alabilmek için, ülkemizde organik tarım politikalarının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekerek, hem bireysel ve kurumsal bazda hem de devlet politikaları açısından bu konuya yeterli oranda özen göstermemiz gerektiğini vurguladı.

Rasim Aydın ‘’Ülkemiz topraklarındaki organik madde oranının %0,40 seviyesine kadar düştüğünü doğrulayan bulgular gelmeye devam ediyor. Halbuki sürdürülebilir sağlıklı tarım için %4 organik madde gerekliliği bilinen bir gerçekliktir. Organik maddelerin seviyelerindeki bu düşüş topraklarımız bakımından tehlikeli boyutlara inmiştir. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde ve tarımsal alanlarda organik tarım uygulamalarının yaygınlaşmaması halinde, önümüzdeki bir kaç yıl içersinde topraklarımızda tarım faaliyetlerinin nerdeyse hiç yapılamaz hale geleceği artık seslendirilmeye başlanmıştır. Ülkemiz diğer çiftlik gübreleri konusunda sağlıklı örgütlenemediği ve kırk parçaya bölünerek birbirine düştüğü için başarısız oldu. Aynı tehlike bizim iş kesimimiz içinde geçerli hale gelmiştir. Üreticilerimiz ve meraklılar her gün sosyal medya sayfalarında birbirlerine sinkaf eder hale gelmiştir. Bu önlenemez ise başarıda beklenemez” dedi.

iş kesiminde  barış sağlanmaz ise, sonuç herkes için hayal kırıklığı olacaktır.

Bu gerçeği gören birisi olarak bu zirveyi toplayarak düşüncelerimi sizlerle paylaşmak ve bu duruma hep birlikte son vermemizi istedim. Solucan gübresinin topraklarımızın tarım kalitesini iyileştirmek için önümüzde duran ve yerli kaynaklara dayanan tek seçenek olduğunu da asla unutmayın. Bu potansiyeli bir fırsata dönüştürmek bizlerin azim ve kararlılığındadır. Ancak bunun da değerini kavrayamaz ve kaybedersek yerine koyacağımız başka bir ürünümüz yoktur. Son pişmanlık fayda vermeyecektir” dedi.

Ülke topraklarının verim kalitesini arttırmayı, bir uğraş olarak seçmenin yanısıra, aynı zamanda gönüllülük esasıyla bir vatan görevi olarak gördüğünü de vurgulayan Aydın, ‘’Solucan Gübresi Üretimi İş Kolu’’nun geliştirilebilmesi için tüm paydaşların işbirliği yapmaları gerektiğini de söyledi. İşte bu işbirliğini kurmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak adına bu zirvenin önemine dikkat çekerken, değerli katılımlarından dolayı salonda bulunan tüm katılımcılara teşekkür etti.

Toplantıda Anadolu Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Devrim Yücel Yüncü ve SGİD Başkanı Ali Olgun’un önerisi üzerine tüm iş kesimini kapsayacak biçimde bir üst kurul oluşturulması gündeme alınarak tartışıldı.

Aydın, STÖ ve Kooperatif başkanlarına yönelik konuşmasında iş kesimindeki başıboşluğa vurgu yaptı. “Dernekler ve kooperatifler olarak üreticilerin dağınıklığını önleyemedik. Birbirinden bağımsız hareket eden denetlenmemiş belgelendirilmemiş yüzlerce girişimci kamu yönetimini tıkamıştır. Kamu yönetimi açıkça iş göremez hale getirilmiştir. Üreticiler bireysel hatalarının ve bilgisizliklerinin tüm yükünü Kamu yönetiminin çekmesini istemekteler.

Böyle bir iş kesimini sürdürebilmek olanaklı değildir. Girişimciler tarafından bilinçsizce yapılan ve niteliği tanımlanmamış ürünlerin gübre olarak adlandırılması bir hatadır. Eğer her ürüne gübre sıfatını kullanacaksak, o zaman belgelendirilmiş olmak veya olmamak nasıl birbirinden ayırt edilecek. Öte yandan üreticilerimiz bilinçsizce bu işe girdiler ve şimdi karşılaştıkları her zorlukta ‘nerede bu devlet’ diye acıyla haykırıyorlar. Halbuki ne girişim yaparken ne de izin istemek için hiçbir devlet kurumunun kapısını çalmayanlar bugün Cumhurbaşkanımızı muhatap alarak sorunlarına çözüm istiyorlar.

CİMER üzerinden BÜGEM hakkında veya GKGM hakkında yapılan haksız ve dayanaksız şikayetler yüzünden görevli kamu personeli sürekli bu şikayetlere yazılı yanıt vermekle işinden alıkonulmakta, diğer işlerini yürütemez hale gelmektedir.

Bu mektuplarda haddi aşan ifadeler görüyoruz. Kamu yönetimini solucan işini bilmemekle suçluyorlar. Lütfen kendimize gelelim, Bu işin yeni olduğunu kabul edelim. Kamu yönetimi de bizim bir yansımamız değil mi? Kaldı ki gübreyi onlar değil biz üreteceğiz. Onlar hukuk oluşturup adaleti sağlayacaklar. Gübre üretmekle pazarın düzenlenmesini birbirine karıştırmayalım. Daha önceli olmayan bir işi kamu yönetiminin bilmesini beklemek beyhude bir çabadır. Bunu hep beraber öğreneceğiz. Ancak birbirimizi suçlayarak değil, el ele vererek, bilmediğimizi kabul edip öğrenmeye çalışarak yeni bir iş kesimi kuracağız. Hepimiz bu bilinçte olmalıyız.

Aksi girişimler iş kesimimiz lehine bir sonuç vermediği gibi şikayetçinin kişisel egolarını tatmin etmekten öteye de gitmemektedir. Şu unutulmamalıdır ki, 12 milyar liraya ulaşan bir gübre pazarını düzenlemekle yükümlü BÜGEM, Solucan gübresi üreticilerince fiilen tutsak duruma düşürülmüştür. Saniye geçmeden bir üreticimiz BÜGEM’i doğrudan arayarak oradakileri çalışamaz hale getirmektedir. Bu ne büyük bir özgüven! Bügem her üretici için bir personel atayamaz. Böyle bir talepte bulanmak da haddi aşan bir tutumdur. Neden gelişmiş toplumlar gibi STÖ’lerde birleşerek kamu önünde bilinçli bir profil çizemiyoruz.

Henüz ekonomiye hiçbir katma değer üretmeyen irili ufaklı binlerce üreticimiz, solucan gübresi üreticisi olmak şemsiyesi altına girerek şirket kurmadan, yasal izin almadan, tesis yapmadan, kontrolsüz biçimde ulusal ekonomiyi kurtarmaktan bahsetmektedir.

Bu durum önlenemez ise, ulusal gübre programı oluşturma ve yürütme savımız hayal ürünü olmanın ötesine geçemez. Bizler böyle oyalanırken bir gün bir dış yatırımcı gelip bu organik gübre pazarını da elimizden alır. Ben kişisel olarak söylemek isterim ki, çiftçilerimiz de böyle bir iş kesimine güven duymaz. Toplumsal medya olarak anılan internet ağı üzerinde bu kadar anlamsız küfür dolu tartışmalara son verelim. Bugün burada önemli bir işbirliği sağladık. 14 STÖ nün 13’ü buradadır. Eğer buradaki tüm üreticiler aynı fikirde ise, Bir üst kurul oluşturalım, tek ses olalım. Böylelikle CİMER’e rastgele başvurular dursun. Her üretici bu alandaki bir sivil toplum örgütüne katılsın. STÖ lerimiz bunu kendi kurullarında tartışsın. Gerek görülenler Bakanlığa tek ses olarak ulaştırılsın. Burada ölçümüz ise sunulan sorunun bireysel değil genel bir pozisyon içermesi olsun. Tabi üreticilerin belgelendirilmeleri süreci bunun dışındadır.” dedi.

Söz alan bazı üreticiler, belgelendirme için gerekli koşullara sahip olmayan ancak 20 ile 100 ton arasında gübre üretmiş olan üreticilerin zarara uğramamaları için Kooperatiflere üye olarak davet edilmesi ve ürünlerinin kooperatiflerce satın alınarak bir merkeze taşınıp burada merkezi bir sistemle karma yapılıp ısıl işlem uygulanarak ürün özellikleri belirlenip tek bir marka altında yeniden kimliklendirilip, bakanlık onayı altında tüketiciye sunulması gereğine değindiler.

Öneri tüm STÖ önderleri ile akşam programında gündeme alınarak tartışıldı ve benimsenerek bir üst kurul oluşturulmasına karar verildi. Böylelikle solucan gübresi üreticilerinin tümünü temsil etmek üzere yeni bir örgüt oluşturuldu. SGÜ Üst Kurulu çatısı altında toplanma kararının da alındığı zirvede ülke çapındaki tüm üreticilerin görüş ayrılıklarını gidermek ve iş kolunun sağlıklı ve kontrollü gelişimi sağlayarak başarıya ulaşmak amacıyla ‘’Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Üst Kurulu’’nu da oluşturdular.

Bu yeni üst kurulun başkanlığına da TOSGEB -Türkiye Solucan Üreticileri Derneği- Başkanı Rasim Aydın seçildi. Başkan yardımcığı görevini üstlenenler ise Merve Köse, Ayşe Coşkun, Ali Olgun oldu. Diğer üyeler ise Özkan Süslü, Devrim Yücel Yüncü, Ahmet Ceylan,Erkan Güzeldemirci, Gökhan Bektaş ve Muammer Baktır oldular.

Türkiye Solucan Gübresi Üreticiliği Derneği Başkanı Rasim Aydın’ın açış konuşmasının ardından katılımcılara da söz verildi ve katılımcılar da sırasıyla görüşlerini dile getirdiler.

Solucan gübresi üretimi sektörünün ilk sivil toplum örgütü olma özelliği taşıyan Vermikültür Derneği kurucusu ve Başkanı Sayın Ayşe Coşkun, özellikle ‘’kemreleştirme sağlandıktan sonra  uygulanan ısıl işlem zorunluluğu ve bu işlemin doğurabileceği olası organik kayıplar’’ konusu üzerinde hassasiyetle dururken, Anadolu Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Devrim Yücel Yüncü ise, pazarlama ile ilgili izlenmesi gereken stratejiler ve iş kesiminin paydaşları tarafından üretilen tüm gübrelerin tek bir marka ve paketleme sistemi ile pazara sunulması önerisini dile getirdi.

Zirveye katılan diğer kurumsal temsilciler TOSGEB Marmara Derneği Kurucu Üyesi Cihangir Yılmaz,TOSGEB Doğu Anadolu Derneği Kurucu Üyesi Mahir Aydemir, TOSGEB Orta Karadeniz Derneği Başkanı Gökhan Bektaş, TOSGEB İç Anadolu Derneği Muammer Baktır, SGİD Solucan Gübresi İşletmecileri Derneği Başkanı Ali Olgun, SGDG -Solucan Gübresi Dayanışma Grubu Başkanı Özkan Süslü, Kırmızı Solucan Gübresi Ortak Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Merve Köse, ÇOTANAK Solucan Gübresi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ahmet Ceylan, ORSOD Ordu Solucan Gübresi Üreticileri Derneği Başkanı Erkan Güzeldemirci’nin de aralalarında olduğu temsilciler ve yukarda tek tek isimlerini saydığımız bilimciler de görüşlerini ve önerilerini sırasıyla dile getirme olanağı buldular.

Konuşmacıların genel olarak üzerinde durdukları konu başlıkları sıralamak gerekirse;

Solucan gübresinin canlı organizmalar açısından paha biçilmez zenginlikte olması ve organik değerler ve mineraller açısından hızla zayıflamakta olan ülke topraklarımızın iyileştirilmesindeki rolü; ‘’Isıl işlem faydalı mıdır yoksa değil midir?’’ konusu üzerinde farklı görüşler ortaya konmuş olsa da, belgelendirilmiş ürün ortaya koyma konusunda ısıl işlemin gerekliliği; Yeterli bilgi birikimine ve donanıma sahip olmayan ve dolayısıyla kalitesiz (ve zaman zaman sahte) ürünler ortaya koyan üreticilerin solucan gübresinin güvenirliliğine ve genel olarak tüm iş kesimine verdikleri zararlar; Belgelendirilmiş Üretim yapmanın önemi ve belgelendirme yetkisi olmayan küçük ölçekli üreticilerle iş birliği sağlanmasının gerekliliği (ki sektördeki üreticilerin yüzde doksanı ürününü belgelendirebilmiş değil); Üretim ve pazarlama aşamalarında kontrol mekanizmasının daha iyi çalışması gerektiği ve ceza sistemin de devreye alınmasına ihtiyaç olduğu; İş kesimi ile ilgili tüm STÖ’lerin ve diğer kurumların daha üst bir kurum çatısı altında toplanması gerektiği, yani bir “Birlik’’ kurulmasının iş kesiminin sağlıklı ve kontrollü gelişimine yapacağı katkılar gibi başlıkları saymak olanaklı.

Zirvenin üçüncü gününde ise kamu yönetimine söz verildi. Zirveye gözlemci olarak katılım sağlayan Tarım ve Orman Bakanlığı- Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü – Bitki Besleme ve Teknoloji Geliştirme Daire Başkanlığı BÜGEM’den Tarım Mühendisi Bayan Esin Mertol üreticilere yönetmeliği ve maddelerin nasıl yorumlanması gerektiğini anlattı.

Mertol Sununun ardından katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Dört gün süren zirve toplantısında bireysel üreticiler ile solucan gübresi iş kesimine hizmet eden tüm örgütler ilk kez yüzyüze gelerek tanışma fırsatı bulduğu gibi, kamu yönetimine uygun hukuk ve yönetmelik koşulları hakkında birinci ağızdan bilgi alma olanağı da elde ettiler.

Katılımcılar açısından son derece verimli ve yararlı geçen zirve toplantısı Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri 1. Zirvesinin Başkanı Rasim Aydın’ın sonuç bildirgesini okumasıyla son buldu.

Leyla Önder Antalya, Kemer Transatlantik otelden bildirdi. 

Bir cevap yazın

HAKKIMIZDA

KIT’A YAYINLARI

KISIMLAR

PAZAR

YASAL BİLGİ

SOSYAL AĞ